15 Haziran 2012 Cuma

Her şey çok karışıkmış bu ara.


Bazen gerçekten ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum, ya da ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Zamana bırakmam yönünde konuşmalar yapıyor insanlar bana. Zamana bırakmak nedir, bir şeyi aklından çıkaramıyorsan nasıl zaman içinde kaybolup gitmesine izin verebilirsin ki?

   Bu ara boş boş bilgisayara bakıyorum. Film izleyip,bir iki kitap karıştırıyorum. Bol bol yemek tarifi öğrenip hiç birini yapmıyorum mesela. Yarım yamalak takip ettiğim dizileri ne idüğü belirsiz yemeklerle tamamlıyorum. Progressive rock/metal arşivimi genişletiyorum, binlerce kez dinlediğim şarkıların üzerinden geçip geçip duruyorum. Ders bile çalışıyorum lan ben! Ama zamana bırakamıyorum. Sigarayı bile azalttım, ne bileyim günlük biralarımdan vazgeçtim falan. İşin kötüsü,olabildiğince evde kalıp olabildiğince sakin düşünmeye çalıştıkça aklımı toz duman edecek bir ton olayla uğraşmaya başladım. 

    Karaktersiz insanların nefes alıp verdiği şu dünyada sakin olmak çok zor. Katı kurallarıyla ayakta duran, insanların dibine yaklaşmasını engellemek için etrafına zehirli çiçekler eken biriyim yalnızca ben. Komik olan, olduğum "şey" le başa çıkmaya çalışıp, hissettiğim bir iki küçük hissi zamana bırakma zorunda kalmam. Beynimin içinde kocaman bir dünya yaşıyor, susmak bilmeyen.

    Şimdiye kadar kendimi susturmak için denemediğim ne kaldı?   

    daha ne kaldı ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder