31 Ağustos 2012 Cuma

Thom Yorke demis ki..

" i don't wanna be your friend
i just wanna be your lover

no matter how it ends
no matter how it start. "

28 Ağustos 2012 Salı

How Is Your Life Today?

İçim o kadar karanlık ki, yazmak bile istemiyorum
ondan uğramamaya çalışıyorum aslında buralara bir süredir.
Sanki her şey iyi gidiyormuş gibi göz kırparken bir anda kumdan bir kale gibi dağılıp gitti ellerimin arasından.
Bu ara böyle hissediyorum,sanki her şeyi düzeltmek için bir şansım olmuş ta ben o şansı çiğneyip tükürmüşüm gibi.
Kendimden beklenmeyecek davranışlara giriyorum. Uzun zamandır olmuyordu,korkmaya başlıyorum.
Dün Alper'i aradım ve bana müsait bi zamanda elinin tersini geçirmesi gerektiğini söyledim.Neyse ki o hala benim kadim dostum ve her ne kadar göstermeyi sevmese de sanırım beynimin içinden geçenleri bazen anlayabiliyor.Buna ihtiyacım var,bazen gerçekten düşüyorum,bazen gerçekten kendime yeni bir türmüşüm gibi yabancılaşıyorum.Sanki düşünen,hareket eden ben değilmişim gibi.Bazen kendimi gerçekten tanıyamıyorum.

Tüm beklentilerimi yitirmiş durumdayım. Oysa neden beklenti içine girdiğimi de hatırlamıyorum.
Kalbimin kırılmaması için herhangi bir kişi ve ya durumdan beklenti duymamayı öğrenmiştim halbuki.
İnsanlık işte,bazen ustalaştığımız konularda bile su sızdırabiliyormuşuz meğer. Neyse ki hala kendimi toparlayıp tıkayabiliyorum beynimde açtığım delikleri.

Sağlığım bok gibi bir durumda. Dün gece gene az kalsın hastahanelik oluyordum. Ameliyat olmam gerekiyormuş.Bu gidişle kalbim ağzımdan çıkacak sanırım. Aslında önemsiz bir ameliyat ama masada kalacağıma o kadar inanıyorum ki, annem hislerimin ve enerjimin bunu gerçekleştireceğine olan inancından dolayı bir türlü beni kolumdan tutup o boktan metal zımbırtıların altına yatırmıyor.

Hep bir mesafe vardı aslında ama ne kadar çabuk girmiş bu uçurum aramıza? Hatırlamıyorum..
Dün bana küçükken yazıp masanın üzerine bıraktığım yazılardan bahsetti. Ondan nefret ettiğimi,babam yerine onun ölmesi gerektiğini yazdığım bir ton yazı. Hatırlamıyorum. Saçmasapan bir suçluluk duygusu yarattı gene.Aslında hayatımdaki en güçlü kadın hep o olmuştur yani. Zamanında,şu an etrafta erkek diye gezen beş para etmez sünepelerin çeyreğini bile yapamayacağı bir yüreklilik göstererek zihinsel ölümün eşiğinden aldı beni. Sanırım onun bu kadar güçlü olması ve ona dönüşmek zorunda kalmanın acısıydı tüm o yazdıklarım.
Bilmiyorum. 
İki gündür çok sigara içiyorum ve gerekmedikçe konuşmuyorum. Nedem böyle şeyler yazdığımı hatırlamıyorum.

bilmiyorum.




21 Ağustos 2012 Salı

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Down down down.

Zincirleme sigara arasında küçük bir nefes boşluğundayım.
Eğer duyacağınız cevaplar sizi rahatsız edecekse lütfen soru sormayınız.
Nefretim ve rahatsızlığın olağanca hızıyla kulaklarınıza doluşacak çünkü.
Buna hazır mısınız acaba sevgili ailem? arkadaş sandıklarım? hayatımın asfaltına sıçıp giden şuursuz insan müsveddeleri?



16 Ağustos 2012 Perşembe

Her yerde.

KADININ YAVŞAĞINDAN ÖYLE NEFRET EDİYORUM Kİ HEPSİNİ ÇÖP TENEKESİNE ATIP YAKMAK SONRA DA ÜZERLERİNE KUSMAK İSTİYORUM.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

I'm done.

Başkalarının kim olduğu, ne halt ettikleri, kimleri sevip kimlerden nefret ettikleri hiç önemli değil.
Hepsi cehennemin dibine gidebilir. Daha fazla savaş vermiyorum. Bitti, buraya kadar.
Sen bu'sun, kusurlarınla,iğrenç bedeninle,gerizekalılığınla,duygusallığınla,dünya çok soğuk ve karanlık tribinle,herkesin eleştirdiği doğrularınla BU'SUN ve değişmeyeceksin. 
Bu kadar.

Blind

Sen hayatındaki insanlara değer veriyorsun diye onlar da sana değer vermek zorunda değil. Neden illa bunu yaşayarak görmek zorundayım ki? bu kadar mı gerizekalıyım, bu kadar mı beyin yerine sikik bir et parçası taşıyorum acaba kafatasımın içerisinde?

Sen sana özel sandığın kalbindeki o çemberi o kadar daralttın ki hiç kimseyi içeri sokamıyorsun artık. İnan bana içeridekiler de sandığın kadar sevmiyorlar seni. Bu kadar aciz miyiz acaba? Sevdiklerimiz tarafından koşulsuzca sevilmeyi istemek .. acizlik mi,bencillik mi,lanet bir sevgi açlığı mı.. neyse, her neyse.


Neden her geçen gün kendimden nefret edecek daha çok sebep çıkarıyorum kendime?

Yalnızsın, yalnız kalacaksın. Bu bir döngü bile değil. Bu senin sıkışıp çıkamadığın küçük bir mengene.
Senin insanlığın kadar küçük,zevklerin,hislerin,düşüncelerin,sevdiklerin,benliğin ve harcadığın nefes kadar küçük. Kimse seni burdan kurtarmayacak.

Şimdiden alışsan iyi edersin. Bunu o lanet kafana sok. 


14 Ağustos 2012 Salı

Shine on you crazy diamond.

Belki farkında olmasak, bu kadar canımız yanmazdı.

13 Ağustos 2012 Pazartesi

shit happens.

Bazen, ne için çabalıyorum diye düşünüyorum.
Ne için uğraşıyorum acaba. O kadar boş ki, o kadar bomboş bir karanlık ki içimde duran şey, tüm hayatımı içinde kaybediyorum.

12 Ağustos 2012 Pazar

Snowhite.

Kırmızı elmalar hediye ettim bugün zihnimin Pamuk Prensesine..

10 Ağustos 2012 Cuma

hiç bir şey yapmak istemiyorum sonra.

Yanlış zaman yakalamayı çok iyi bilirim. Mükemmeldir zamanlama hatalarım yani.

Tebrik ediyorum kendimi gerçekten, büyük başarı bunlar hep.

Bugün çok drama queen'im.

- Gece olmasını bir türlü engelleyemiyorsun.
- Aslında gece'ye bayılırım.
- bazen beyin felcine uğramış gibi hissediyorum
- içim feci sıkılıyor
- futurama ve batman'in çizgi filmini izledim bol bol.
- paranoya yapıyorum.
- bundan nefret ediyorum.
- içime bi hüzün parçası yapıştı, eğer gece bitene kadar geçmezse ciğerlere porçözle giricem yemin ediyorum.
- bugün bol bol sigaram var
- ice-tea var bi de. ama sanırım kahve içicem.
- gene ortaya çıktı.
- bugün üst komşu tepemde tepinirken duvara kova fırlattım. boş vileda    kovası.
- sesleri çıkmıyor şimdilik.
- sevdiklerimi kıskanabiliyorum.
- hayatta çaktırmam.
- birinden hoşlandığımda acayip belli ediyormuşum gibi geliyor.
- ediyor muyum lan yoksa?
- çiçeklerime su vermeyi unuttum. içime pişmanlık çöktü.
- bol bol scion okudum.
- şu hayatta başlayıp bitirmeyi beceremediğim bir tane kitap var.
- yazmamın nedeni içimdeki şu hissi atmak ama bir işe yaramıyor.
- bugünün en saçma videosu : " Meeting Robbie Williams on Chatroulette " adam kafayı acayip bulmuş.
- hava geceleri inanılmaz serinlemiş durumda, neyse ki.
- aslında konuşasım var ama muhabbete nereden gireceğimi bilemiyorum bazen.
- bugün çok güzel bir kolaj yaptım. dijital sanat pek bana göre değil. el işi her zaman en iyisidir.
- DERS ÇALIŞTIM. ( garip ama gerçek )
- Wikipedia da gezinmek hoşuma gidiyor.
- Kafam çok leyla, dikkatsizlikte sınırları zorluyorum.
- sanki bir şeyler yolunda gitmiyormuş gibi, ne olduğunu çözemedim.
- içinde milka ineği ve haribo ayısı yatan insanları sevme ihtimalim diğerlerine göre baya yüksek.
- bunun nasıl bişey olduğunu sadece ben anlayabilirim. şu an hayatımda olan üç beş insanın da hepsi öyle zaten.
- hiç yoktan iyidir.
- bazı yazıları okurken,yazar benim ruh ikizim galiba diyorum.
- zira düşünüp dile getiremediğim,yazamadığım çok şey var.
- sorulan tüm sorulara doğru yanıt vermek ZORUNDAYIM. lanet gibi.
- yoksa kafayı yiyorum içim hiç rahat etmiyor. bu başıma bela açmıyor da değil tabii ki.
- dün gece çok saçmasapan rüyalar gördüm. bugün uyumamamın nedeni de o.
- bitti.

Nightwing


Ne zaman değişecek?
Bir adım atıp bu boktan döngüyü kırmam gerektiğini biliyorum. Eğer bu cesareti elde edemezsem, elimde kalan son istek kırıntılarıyla ruhumda büyüttüğüm tüm hevesler,istekler,sevgiler ölüp gidecek. Neden her şey iğrenç bir yarış içinde dönmek zorunda ki? Bazen o kadar çok düşünüyorum ki bunları, sanırsın dünyanın en büyük çabasını göstermişim. Oysa bir adım atacak olsam öyle zor geliyor, İmkansız oluyor hemen. Zaten insanlar yüzünden yaşamaktan nefret etmişsin, böyle olunca da tamamen vazgeçiyorsun onlarla olan tüm ilişkilerinden işte.

Olabilecek tüm şeylerin vaktinin gelmesini beklemekten,yalnızca öylece durmaktan o kadar sıkıldım ki. Korku çünkü bu. O kadar korkuyorsun ki, çaba göstermek yerine her şeyin " olacaksa olur " mantığı içinde gerçekleşmesini bekliyorsun. Doğal rutin falan da değil bu. Hani öylece durup beklediğin zaman da bir bok olmayacak. Bir yerinden tutabilsem, devamı gelecek,sanırım bitmek üzere olsa da hala biraz umudum var. Sonuç bir " yenilgi " (!) olsa da vazgeçmeyi düşünmüyorum.

Bu sefer siktir olup gideceğim bu döngüden.

Geldiler.

Bazı kadınlar fırsat bulduklarında çok iğrençleşebiliyorlar hakikaten.
Benliklerini oynadıkları oyunlara ve söyledikleri yalanlara kaptırıp, kendilerini birer femme fatale sanmalarından tiksiniyorum. Bu tarz tipler kendi istediklerinin olması uğruna ruhlarını satacak kadar bayağılaşabiliyor işte. Her yerden çıkar, bir köpeğin kendi alanını işaretlemesi gibi oraya buraya izlerini bırakıp gözüne sokarlar. yetmez, doyurulmayan bir açlık gibi büyüyen kıskançlıklarıyla sevdiğin her şeyi elinden almaya çalışırlar. Güzelliğine baksan yaldızlıdır,büyülüdür ama biraz direnip kazıdığın zaman altından çıkan böcek sürüsüdür tek görüp görebileceğin.

Neyse ki,uzak durmayı öğrendik.

9 Ağustos 2012 Perşembe

I have a headache #2

- Kafamın sol tarafını hissetmiyorum.
- 1 tane sigaram kaldı.
- canım süt istiyor. (kahve yok ya.)
- Bugün kızılaydan bahçelievler e yürüdüm. aslında çok normal bişey ama bana çok garip geldi.
- bacaklarım acıyor biraz.
- üşeniyorum.
- " Sebastian Bach attacking a fan " adlı bir video izledim. (bunu neden yaptığım hakkında zerre fikrim yok)
- uyumam lazım.
- kahrolsun diyetler,dondurma yemeyi acayip özledim.
- pilates.
- acı yok rocky
- uykum yok.
- gene çok sigara içtim
- adriaaaan.
- ağrı kesici kullanmayı sevmiyorum.
- gideyim ben.

Şu an üzüldüm.

Evde kahve yok.

Supernatural'ın 6. sezonu hala çok kötü. (seyredemiyorum.)

Neden insan birinden hoşlandığı zaman gerizekalıya dönüşür? Değil düzgün konuşmak, adam akıllı cümle bile kuramıyosun ya.

Ses tonu bile değişiyor insanın. Böyle viyak viyak, evlerden ırak yemin ediyorum. Saçma sapan tripler, ağız yüz kayması, gülmekten çok höaohaujgo gibi sesler çıkarmak. Olduğun gibi olamıyorsun işte. Olsan en azından akıl sağlığın yerinde görünecek yani.

Hayır çaktırmayayım dedikçe iyice sıçılıyor ortamın içine, akıllanılmıyor bi de yani,bi şekilde devam edip görüyor insan ebesininkini.
Sonuç olarak, böyle tiplerin hoşlanan yerlerini bir hayır sahibi,aklı başında bir insan evladının çıkıp bi bükmesi lazım ki er kişi, hatun kişi bi kendisine gelsin.

Yemin ediyorum ağzının ortasına atla vurası geliyor insanın.

Yakıcam hepimizi o olacak.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Rabbit Heart.


The looking glass so shiny and new
How quickly the glamor fades
I start spinning slipping out of time
Was that the wrong pill to take (Raise it up)
You made a deal and now it seems you have to offer up
But will it ever be enough?
Raise it up raise it up
It's not enough
Raise it up raise it up

Here I am a rabbit hearted girl
Frozen in the headlights
It seems I´ve made the final sacrifice

We raise it up
This offering
We raise it up


I must become a lion hearted girl
Ready for a fight
Before I make the final sacrifice

We raise it up
This offering
We raise it up.

7 Ağustos 2012 Salı

I Need You

- Dünyanın en huzurlu anı vol.bilmemkaç -

Evde yapayalnızken,

Yağmur odana kadar girmeye başladıysa ve ortalık rüzgardan geçilmiyorsa,
Sade bir kahve yaptıysan en çamurundan (sütlü şekerli kahve mi olur? onu içeceğine çöp suyu iç daha iyi.)
Ayaklarını cama doğru uzatıp Lynyrd Skynyrd'ın kulaklarından beynine doğru dolup taşmasına izin veriyorsan,
Bir sigara yakıp, yeni aldığın kitabın kapağını açmayı başarabiliyorsan eğer,

dünyanın-nadir-huzurlu-ve-mutlu- anlarından birini yaşıyorsun demektir.


tadını çıkar.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

dysfunctional

Gurursuz götler için kapınızın önüne bi kap su koyun da içip kendilerine gelsin pezevenkler.

3 Ağustos 2012 Cuma

Falling

İnsanları anlamamaya devam ediyorum. Bunun için ekstra gösterdiğim bir çaba olmamasına rağmen hem de.
Yalanlar,kıskançlıklar,entrikalar ve çıkarcılıklarıyla ördükleri demirden bir zincirin ucunda sallandırmaya uğraşıyorlar beni.


Yalnızca çıkarları için yaşayan insanlardan nefret ediyorum. NEFRET EDİYORUM.
Hayatıma dahil olmaya uğraşıp,sonra kendilerine dönüşmem için upuzun vaazlar veren insanlardan tiksiniyorum.Kendim gibi birini bulamayacaksam eğer bir gün, yalnız kalmak istiyorum. Böyle bir düzenin içinde yapayalnız kalmak istiyorum.
Hissetmemek,düşünmemek. Yalnızca göğüs kafesimin içinde yanıp duran ve asla sönmeyecek o stabil ateşle barışmayı, bir okyanus gibi dingin yaşamayı istiyorum ben. 


Etrafımdaki herkes, "ben" olduğum için pes ediyor. Dikenlerim ve zehirli çiçeklerim onlar için o kadar yabancı ki. Onlar, kendi çıkarlarını yalandan bir süsle kaplayıp birbirlerine yedirirlerken, ben arkama bakmadan uzaklaşmak istiyorum yalnızca yalandan oluşmuş bu boktan yeryüzünden. Hiç kimse anlamıyor mu,hiç kimse göremiyor mu tüm bu olan biteni? Kendisine bile dürüst olamayan bir avuç zavallı olduğumuzu farkeden kimse yok mu buralarda? Yalnızca fiziksel özelliklerine bakarak, vücutsal ve ruhsal boşluklarını doldurmak için karşısındaki insana aşık olduğunu iddia eden, kendi pisliklerini başkalarına temizleterek dost olduğunu iddia eden, kafasındaki tüm kalıplaşmış düşüncelerini zorla boğazından sokarak bunun senin için iyi olduğuna karar veren ve iyi bir aile olduğunu iddia eden, üç kuruş daha fazla para kazanmak için kompleksine yenilip seni yerden yere vurarak hoca olduğunu iddia eden, otobüse dolmuşa bindiğinde sırf tipinden,dinlediğin müzikten hatta sadece yaptığın makyajdan dolayı duyduğun " cık cık " larla ve üzerine inen bakışlarla seni yargılayıp " insan " olduğunu iddia eden bu orospu çocuklarının yanında daha fazla yaşamak istemiyorum.


İnsanlar birbirlerini aldatıyor,yalan söylüyor,öldürüyor,en derin sırlarını siktiriboktan muhabbetlerinin mezesi yapıyor.


 Çok sıkıldım. Yapacak bir şey bulamamamla alakalı değil aslında bu. Böyle bir düzenin boktan bir halkası olmak istemiyorum. Bu zavallıların etrafında dönüp durmak istemiyorum. Sadece kendim gibi birine ihtiyacım var. Korktuğum suskunlukları beraber tamamlayacağım birine. O kadar ağır geliyor ki tek başıma 365 gün bu insanların suratını görmek. Sadece bir insan istiyorum, etiketinin (!) ne olduğu önemli olmayan, sadece aynı beynin kıvrımlarında farklı sessizlikleri tartışabildiğim.


Neden hayatta olduğumu düşünüyorum hala, neden bu yerden hala siktirip gitmediğimi. Neden bu düzene uymak zorunda kaldığımı. Kahrolası savaşma isteği,lanet bir inat bu başka bir şey değil. Diğerleri gibi pes etmeyeceğim ben, kendim olarak kalacağım. bir çocuk kitabı gibi. O tavşan deliğinden sonsuza dek düşmek olsa bile sonum. en azından gerçek mutluluğun tadına bakarken öleceğim.

2 Ağustos 2012 Perşembe

All Of This Could Have Been Yours

Beklemek ne yorucu, ne tüketici bir şey.


Belirsizliklerden nefret ediyorsun, ama sonunu göremediğin bir tavşan deliğinden düşüp duruyorsun.
Paldır küldür iniş yapıyorsun sonra hislerinin tam ortasına.
Bir çocuk kitabı gibiyim oysa ben. Gel bana ve sor, yalan yok, hep dürüstttüm dürüst kalacağım
o kadar zor ki bunca yalanın arasında temiz kalmaya çalışmak.
Öyle kolay ki bu düşüncelerin ruhunu kemirip posanı yalanlarla vücut bulmuş insanların suratına tükürmesi.


Bazen dayanamayacağımı hissediyorum. devam edemeyeceğimi. bu düşüş asla bitmeyen bir döngü gibi artık.
tam vardığımı sandığım an, gene düşüyorum.


Hiç kimsenin yapamadığını yap. lütfen.
yakamdan tut ve çekip çıkar beni bu lanet delikten.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Your Safety Place

" Sen o güvenli bölgeni terkedip bir adım atmadıkça hiç bir halt olmayacak.. "


Neden korkuyorsun?


Kalbinin kırılmasına mı, gururunun incinmesine mi?


hiç kimse sonsuza dek yaşamayacak, çık artık ordan.


çık.