18 Ekim 2012 Perşembe

İç.

Dokunduğun her şeyi öldürmesen, bu kadar sevmezdim seni.
ve Sonbahar a benzemesen.
hem
çürük çiçekler aklıma takılıyor seni gördükçe, çamura boğulmuş havuzlar,
karanlığa yağan bir yağmur gibi.
diyorum ya,bu kadar boğulmasan sevmezdim seni.
Yokluğunun tozlu izleri zihni işgal ederken
ne zordur,
sessizliğinde yüzmek bu deli gezegenin
tırpanlarında ölü düşler bilemek..
bekleyişlerine yeni hüzünler yazmak.
Bu denli gri olmasan sevmezdim seni.
Siyah a bulanmış bir parça çocukluk
ve karmakarışık bir valizin ardında sürüklediği geçmiş.
Taşınan ruhlar artık çok uzakta
bekleyenlere ne yazık.
Ne yazık, prematüre aşkların sudan kafatasını ezen geçmişlere.
ayaklarımıza dolanan,bir türlü geçmeyen o katran izlerine 
ne yazık.
Diyorum ya, 
simsiyah bir ateşin, küllenmeyen alevi gibi
bu kadar yanmasan sevemezdim seni.

17 Ekim 2012 Çarşamba

Stuck


Gidecek bir yer yok sanıyordum,
kaybolacak bir yer daha yok.
Sanmaktan ibaretmiş.
Şimdi kendimleyim.

16 Ekim 2012 Salı

Fragile

" ... bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu 
yalvarırım onu okuma Çarşamba günleri. "

C.S

11 Ekim 2012 Perşembe

deliremedim.

Cevap duysaydım belki kendimi bu kadar siklenmiyor hissetmezdim.

Basit bir cevap bile mi korkutuyor bizi bu kadar?
ya da nezaket hayatımızın tozlu köşelerinden ace ferahlığına mı kavuştu?

.
Ruhumun temelleri çatırdıyor.

Yani.

Saçlarım. Saç diplerim yanıyor.
Zihnimin üstünü kaplayan sis perdesi, içinde,
Canım kırılıyor
yağmur yağıyor
Karanlık.

2 Ekim 2012 Salı